Pages

  • Ana Sayfa
  • İletİşİm

elossoles

    • Makyaj
    • Kİtap
    • Alışverİş
    • Yemek
    • İzledİklerİm
    • Ekstra

     

    Ben bu kitap ile ilkleri yaşadım. 

    İlk kez yazarından imzalı kitabım oldu. 

    İlk kez bir yazar ile internet ortamında kitabın söyleşisine katıldım. 

    Gerçi utandığım için hiç söz alamadım ama olsun 😌 

    Yazarı yakından tanıdım. Başka okurların kitap hakkındaki görüşlerini dinledim. 


    Kitabın konusu:

    Küçük bir sahil kasabasındaki belediye başkanlığı seçimini kazanan Rosa Hüdanur büyük bir değişim başlatır. İlk işi bir festival düzenlemek olur. Genelde muhafazakar bir yapıya sahip olan kasabada işler karışmaya başlar. Bir yandan kostümlü festivalde yaşananlar, diğer yandan başkanı devirme girişimleri bir dünya metaforuna dönüşür.

    Kitap bana bütün duyguları yaşattı diyebilirim. Kadınsanız kitabı okurken bunu daha çok hissedersiniz öfkeyi, küçük şeylerden mutlu olmayı, baskıyı, acıyı, utanmayı, çaresizliği, gülmeyi insana çok güzel bir şekilde hissettiriyor kitap.

    Ve kitabın verdiği en önemli mesaj kadının kadına destek olması. 

    Bu kasabadaki kadın karakterler Türkiye'nin her kesiminden bir kadını temsil ediyor. Ve bu kadınlar erkek egemen dünyayı bir araya gelerek değiştirmeye, yıkmaya çalışıyorlar.

    Rosa Hüdanur özgür, eğitim görmüş bir karakter.

    Sultan kimseden destek göremeyen ama buna rağmen güçlü, akıllı ve dediğini yapan bir kadın.

    Emine ne yazık ki Türkiye'deki hatta dünyadaki şiddet gören çoğu kadını temsil ederken,

    Ayşe Teyze muhafazakar, gelenek ve göreneklerine bağlı bir tip.

    Ülkemizin gerçeklerini anlatırken yazar kara mizah unsuruna başvurmasaydı bence kitap bu kadar güzel ve etkileyici olmazdı. Çünkü zaten bu kötü durumların içerisindeyiz. Yaşıyoruz, görüyoruz, duyuyoruz. 

    Keşke biraz daha uzun olsaydı dediğim nadir kitaplardan birisi oldu 

    Sen Benim Kim Olduğumu Biliyor Musun. 

    Mutlaka alıp okuyun çok beğeneceğinize eminim 😌


    Siyasetin kadın işi olmadığı gibi saçma bir algının değişmesi ve seçilen kadınların bu algıyı değiştirmesi yönünde adımlar atması dileğiyle!


    Devamını oku

    Merhaba.
    Sonunda bu kitabı da okuyabildim.
    Allah'ım ya okunacak daha bir sürü kitap var ve benim başımda da KPSS belası var.
    Bir kurtulamadım gitti.
    Dışarı çıkıyorum vicdan azabı, kitap okuyorum vicdan azabı, film, dizi, belgesel izliyorum vicdan azabı. Artık yeter ya. Keşke hiç okumasaydım.
    Üstüne bir de 11 bin lira borçlandım.
    Her ay bir de onun taksitini ödüyoruz.


    Her neyse kitap Nietzsche'nin (ne kadar zor bir ismi var ya bakarak bile zor yazıyorum)
    hastalığı üzerinden doktor Breuer ile hayali bir senaryoyu anlatıyor.
    Olay örgüsünü sevmedim Nietzsche'yi de Breuer'ı da sevmedim.
    Tek sevdiğim ikisinin arasında ki bazı diyaloglar oldu.
    Ben bu tarz kitapları okuyunca aydınlanamıyorum.
    Uçmuyorum.
    Zaten kendi çapımda aydın, bilinçli, realist birisiyim.
    Hayal kurmayı lisede bıraktım.
    Ümit etmeyi çabama bağlı kıldım.

    Eğer hayalperest birisiyseniz belki bu kitap size birkaç şey empoze edebilir ama bende zaten bildiğim şeyleri anlatmaktan ileriye gidemedi.


    Kitaptan hoşuma giden bir alıntı.
    Ümit mi? Ümit en son kötülüktür!
    Pandora'nın kutusu açılıp, Zeus'un içinde sakladığı bütün kötülükler dünyaya saçıldığı zaman, orada son bir kötülük kaldığından kimsenin haberi olmamıştı: Ümit.
    O zamandan beri, yanlışlıkla kutuyu ve içindeki ümidi iyi şans olarak yorumladık.
    Fakat Zeus'un arzusunun, insanların kendilerini işkenceye teslim etmeleri olduğunu unuttuk.
    Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır.
      
    Devamını oku

    Merhaba :)
    Uzun zamandır kitap yorumu yapmıyordum.
    Bu kitapla ilgili birkaç bir şey yazmak istedim.

    Bu yazardan ilk kez bir kitap okudum.
    Kitabı basan yayınevide sağolsun yazarın başka kitabı var mı yok mu hiçbir bilgi vermemiş.
    Kitabı bitirdikten sonra da zaten başka kitabı olsa da okumamaya karar verdim.


    Kitaplarla uğraşan biriyseniz zaten bu kitabı mutlaka bir yerden görmüşsünüzdür.
    Aşırı reklamı yapıldı.
    Herkes okudu falan.
    Kitabın ismi bile kitabı okuduktan sonra aşırı abartılı ve içerikle uyumsuz geldi bana.

    Kitabın konusuna kısaca değinmek gerekirse;
    Fikry isimli kendini beğenmiş, takıntılı, histerik bir kitapçımız var.
    Karısını trafik kazasında kaybettikten sonra daha da çıkmaza giren beyefendi, bir gün evinde 
    Maya isimli 2 yaşında bir kız çocuğu buluyor ve onu evlatlık ediniyor.



    Kitabın çok güzel bir konusu var bana göre ama yazar bunu iyi kullanamamış.
    Kitapları cinsiyete göre ayırmayı pek sevmiyorum ama bu kitap daha çok kadınlara hitap ediyor.
    Resmen pembe dizi bu kitap.
    İyi ki halk kütüphanesinden alıp okuyorum kitapları 
    para verip alsaydım çok üzülürdüm böyle bir kitaba para verdiğim için.

    Kitabın içinden çok dışına önem verilmiş.
    Tek beğendiğim yönü kitabın sonunda kitap içerisinde geçen eserlere yer verilmesi.



    Ayrıca kitap sonunda okura sorular soruluyor.


    Benim bu soruya vereceğim yanıt Hindiba Saçlı Kadın.
    Konusu çok dikkatimi çekti.
    Ancak nete baktığımda bu kitabı bulamadım. 
    Zaten adı geçen çoğu kitap Türkiye'de de yok.



    Erinmedim bende bir liste yaptım :)
    Benim listem biraz karışık gidiyor.

    Beyaz Diş
    Şeker Portakalı
    Küçük Prens
    Harry Potter Serisi
    Yüzüklerin Efendisi Serisi
    Hobbit 
    Ağaç Diken Adam
    Eşekli Kütüphaneci
    Filler Sultanı İle Kırmızı Sakallı Topal Karınca
    On Küçük Zenci
    Ermiş
    O
    Satranç
    Muhteşem Gatsby
    Dede Korkut Hikayeleri
    Hacı Murat
    1984
    Hayvan Çiftliği
    Bülbülü Öldürmek
    Kime Anlatsam Kederimi
    Yüzyıllık Yalnızlık
    Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi



    Benim bu kitapla ilgili düşüncelerim bu şekilde.
    Pek kitap okumayan birisine önerebilirim
     ama 
    çok kitap okuyan kitap kurtlarına aşırı basit kaçan bir kitap olur.


    Devamını oku
    Merhaba, bloğuma hoşgeldiniz ☺️



    Doğu Yücel'den bir kitap okumak istiyordum.
    Sivas'taki halk kütüphanesinde Doğu Yücel'in sadece bu kitabı vardı.
    Bende bu kitabı mecburen almış oldum.
    Mecburen diyorum çünkü çeşit olmadığı için seçme şansım da olmadı.


    Kitap 11 öyküden oluşuyor.
    Yazarın ilk kitabıymış Düşler, Kâbuslar ve Gelecek Masalları.


    Ben aslında öykü okumayı pek sevmem. 
    Bunu bu kitapla daha iyi anlamış oldum.
    11 öykü içerisinden hoşuma gidenler Bariyer, Tiyatrodaki Hayat ve Ölümsüzlüğün Gıcık Sırrı oldu.
    Bu 3'ünün kurgusu, gerçek hayattan mesajlar içeriyor olması hoştu
    ama çoğu öykü sonlara doğru farklı olunmak için saçmalanmış gibiydi.


    Öyküler çok basit ve yüzeyseldi.
    Ne anlatılmak istendiği belli olmuyordu.
    Doğu Yücel bu öyküleri 23 yaşındayken yazmış. 
    23 yaş da çok küçük bir yaş değil ki bu öyküleri normal karşılayalım.


    Yazarla tanışmak için okunabilecek bir kitap
    ama
     yazarı sevdirir mi yoksa yazardan soğutur mu 
    artık orası okuyucuya kalmış bir mesele  ☺️

    Ben şahsen koşa koşa gidip diğer kitaplarını almayacağım.

    Devamını oku



    2019 yılının ilk biten kitabı oldu İblis ↑
    Yeraltı edebiyatı türünde kitaplar okumayacaktım
     ama araştırma yapmadan kitap alınca şansına ne gelirse okumuş oluyorsun.
    Bende yazardan bir kitap okumuş olmak için bu kitabı aldım ve okudum.



    Keşke okumasaydım bana yine bir şey katmayan boş bir kitap okumuş oldum. 
    Öyle ki kitabı daha yeni bitirmeme rağmen sonunu unutmuştum.
    Kitabı iade etmeden önce tekrar sonunu açıp bir göz attım. 
    Kitabı o kadar sevmemişim ki beynim hemen kitabı silmeye başlamış.

    Kitabın konusu Harry isimli birisinin evli kadınlarla ilişki yaşaması üzerine kurulu.
    Kitap durum üzerine kurulu. Doğru düzgün bir olay gerçekleşmiyor kitapta. 
    Belki de bu yüzden sevemedim kitabı. Ben durum kitaplarından çok olay kitaplarını seviyorum. 
    Siz de olaylar üzerine kurulu kitapları seviyorsanız bu kitabı sevmezsiniz.

    Kitap 18 yaşından büyüklere daha uygun.
    İçerisinde bolca küfür ve cinsellik var.


    Yazarın en bilinen kitabı Bir Düş İçin Ağıt 



    Kitabın aynı zamanda filmi de var.
     Kütüphane de bu kitabı yoktu sadece İblis kitabı vardı.
    Zaten Sivas kütüphanesi de bir değişik.
    Seri kitapların ilki yok.
    Yazarların en bilinen kitapları yok.



    Benim bu kitapla ilgili düşüncelerim bu şekildeydi.
    Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.


    Devamını oku
    Merhaba 😊



    Fakir Baykurt'un okuduğum ilk kitabıydı Eşekli Kütüphaneci.
    Yazarı sevdiren bir kitap oldu.
    Eğer kütüphanede başka kitaplarını bulursam alıp okuyacağım mutlaka.

    Kitap beni çok etkiledi. 
    Çünkü bir insanın kitaba, kitap okumaya olan aşkını mücadelesini çok güzel anlatmış yazar. 
    Kitabı okurken acaba anlatılanlar gerçek mi diye araştırma yaptım ve genel kültürümün ne kadar düşük olduğunu yine görmüş oldum. 



    Kitap Nevşehir'in Ürgüp ilçesinde geçiyor lisede bizi buralara götürmüşlerdi ama öğretmenlerin ağzından da duymadım hiç böyle bir hikayeyi. Oysaki adamlar kocaman heykelini yapmışlar insan bir oraya götürür olayını anlatır yok boş boş bacaları gezmiştik.
     Güler misin ağlar mısın Mustafa Güzelgöz ne şanssız insanmış öğretmenlerin bile kendisinden haberi yok. Ama magazin ürünü olsaydı nasıl unutulmaz birisi olurdu.



    Kitap 3 öyküyü içinde barındırıyor. Ama eşekli kütüphanecenin hikayesinden başka söylenen diğer öyküler üstün körü işlenmiş. Hatta Refik Başaran 3-4 satırla anlatılmıştı.
    Mustafa Güzelgöz'ün (Allah rahmet eylesin) yanmaya giden kitapları kurtarışını, kütüphaneye memur olarak atandıktan sonra boş boş oturmak yerine kütüphaneye gelmeyen insanlara eşeklerle kitaplar götürüşüne o zamanlarda yaşamasak da şimdi okuyarak şahit oluyoruz.
    Keşke kitap biraz daha uzun olsaydı. Çok üstün körü anlatılmış eşekli kütüphaneci ve kütüphanesi.
    Ama bunun için yazarı suçlayamam adam hasta yatağında yazmış bu kitabı.

    Beni gerçekten üzen asıl şey ise, kitap konusu itibariyle okura kitap sevgisini,
     kitap okumanın faydalarını anlatıyor ama bu karşı tarafa geçmiyor.
    Çünkü insanın içinde biraz olsun sevgi merhamet yoksa ne yaparsanız yapın olmuyor.
    Neden mi böyle söylüyorum şu kitabın haline bakın !



    Üzerine bir şey dökülmüş, sayfalara yazılar yazılmış. 





    Kazara mı oldu bilerek mi yapıldı artık orasını Allah bilir ama özellikle kitap sevgisini anlatan bir kitabın başına bunların gelmesi çok ironik.
    Biz bu kitapları kütüphaneden emanet olarak alıyoruz emanete de biraz sahip çıkmak gerek.
    Hayır bu kitabı okuyup hiç mi etkilenmedin 
    kitabı bu hale getirip bir de utanmadan tekrar getiriyorsun. 
    Biraz insan olsaydın gider yenisi alır verirdin.
     Bu dünyada belki hesap sormuyorlar ama öbür dünyada her şeyin hesabı var.
    Umarım bu yazımda bir yerde karşına çıkarda biraz olsun kendinden utanırsın.
     Gerçekten yazık ya. 
    Okuyanı ayrı bir dert okumayanı ayrı bir dert bu ülkede. 
    Allah akıl fikir sevgi merhamet versin hepimize. 
    Daha fazla yazmak gelmiyor içimden hem sinirliyim hem de üzgün. 
    Sinirliyim çünkü devletin malı deniz yemeyen keriz düşüncesinden bir türlü kurtulamadık. 
    Para verip almadığımız hiçbir şeye değer vermiyoruz. Bu kitabın başına gelenler gibi.
    Üzgünüm çünkü ben bir insanın içinde bazı duygular yoksa ona siz ne yaparsanız yapın düzeleceğine inanmıyorum. Yani ne kadar yazsam da konuşsam da hepsi boşa. 
    Beni yine içinde sevgi merhamet vicdan olan 
    kitapları seven ve kitaplara değer veren insanlar anlayacaktır.



    Devamını oku

    Merhaba :)
    Hermann Hesse 'den ilk kez bir kitap okudum.
    Yazarın daha önceden Siddhartha isimli kitabını duymuştum ama tabiki okumamıştım. 
    Tanışmamız bu kitabına nasip oldu.


    Nobel edebiyat ödülü alan bir yazar. Kitapları güncel olarak Can Yayınlarından çıkıyor.
    Bu iki kitabın çevirisini de Kamuran ŞİPAL yapmış.

    Arka kapak yazısı ↓


    Ben yazarın bu kitabını Haruki MURAKAMİ'nin İmkansızın Şarkısı adlı kitapta görmüştüm.
    Kitaptaki kahraman sürekli bu kitabı okuyordu, bende de huydur kitaplar da adı geçen kitapları, müzikleri, dizileri, filmleri bir kağıda not alır daha sonra araştırma yapar okur, izler ve dinlerim.

    Haruki Murakami'nin İmkansızın Şarkısı kitap yorumumu okumak isterseniz ↓

    https://elossoles.blogspot.com/2018/11/imkansizin-sarkisi-haruki-murakami.html

    Kitabın konusu kısaca ;
    Joseph Giebenrath isimli sıradan, kasabalı birisinin
     zeki sayılabilecek oğlu Hans Giebenrath'ın hayatını anlatıyor. 
    Hans, Maulborn Manastır Okulunu kazanabilmek için yoğun ders programına tabi tutuluyor.
    Olaylar bu şekilde gelişiyor.

    Benim kitap da sevdiğim şey gerçekleri anlatması oldu.
    Öğretmenlerin öğrenciler üzerindeki etkisinin nasıl büyük olduğunun, 
    öğretmenlerin açıkça ayrım yapmasının, 
    isterlerse bir öğrenciyi kolaylıkla harcayabileceklerini basit bir olayla anlatıyor yazar.
    İnsan ister istemez etkileniyor çünkü bunlar bizim eğitim sistemimizde de var ne yazık ki.
    Yıllarca şekilciliğe önem veren okullarda okuduk.
    Makyaj yasak, saç kesimi belirli özelliklerde
     hatta benim okuduğum lisede Converse model ayakkabı bile yasaktı 
    belki de bu yüzden bu kitap beni çok etkiledi.

    Bu kitap bence her öğretmenin okuması gereken bir kitap.
    Formasyon eğitiminde bu tarz kitaplar okutuluyor, filmler izletiliyor ama hepsi klişe şeyler.
    Hermann Hesse, çarklar arasında ezilen öğrencilerin hikayelerini gerçekçi yanlarıyla anlatıyor.


    Devamını oku

    Merhaba :)
    İlk kez Haruki Murakami'nin bir kitabını okudum.
    Adını sürekli duyuyordum ama hiç öncelik vermemiştim. 
    Geçenlerde Sivas Şemsi Sivasi Kütüphanesinde kitaplara bakarken bu yazara rastladım.
    Sisteme baktığımda 2 kitabı görünüyordu.
    Tuhaf kütüphane adlı kitabı çocuk bölümüne koymuşlar, yetişkin bölümünde de bu kitap vardı.
    Böylece bu kitabı aldım ve okudum. Bloğumu da yazısını yazmak istedim.

    Arka kapağı ↓



    Yazarla ilgili 2 düşünce oluştu kafamda.
    1.'si yazarın dili gerçekten harika.
    Laf kavatlığı yapmıyor. Hemen laf kavatlığını da açıklıyım :)
    Bazı Türk yazarlarımız laflarını allayıp pullayarak farklı olmaya, 
    kitaplarını daha çok satmaya çalıyor.
    Çoğu okurda yine aynı farklı olma çabasıyla bu laf kavatlarının ne dediklerini anlamadan bodozlama dalıyorlar. Anlamıyorlar çünkü laf kavatımız zaten bir şey anlatmıyor. 
    İki dakika sonra okuduğunuz asla aklınız da kalmıyor. Çünkü o kadar saçmalıyor ki farklı olacağım diye okuduğunuzu anlamıyorsunuz, kimseye anlatamıyorsunuz.
    Resmen tek amacı kitabını satmak. Tabi ki her yazarın amacı aynı daha çok okunmak ama bunun da bir seviyesi olmalı. Sadelik her zaman iyidir.
    Her neyse böyle yazarları tanımlamak için bulduğum terim ve açıklaması :)
     Umarım ne demek istediğimi açıklayabilmişimdir.

    Yazarla ilgili 2. düşüncem ise bu adam kesinlikle sapık !
    Öyle olmayacak yerlerde müstehcenlik var ki artık yeter dedirtiyor.
    Eğer böyle kitapları okumayı sevmiyorsanız okumayın.
    Ama bizim millete de böyle denilince bu tarz kitaplar daha çok okunuyor.
    Grinin elli tonu gibi. Müstehcen içerik barındırıyor deniliyor kitabı okumayan bir yeni doğmuş bebekler kalıyor. Çoluğun çocuğun elinde bu kitap.
    Şimdi bu kitap da bu işe dönmesin valla :D

    Haruki Murakami aşırı betimleme yapan bir yazar. 
    Yani bunu bu kitap için rahatlıkla söyleyebilirim.
    Bu hem olumlu hem de olumsuz bir durum bu benim için.
    Bir yere kadar iyi, olayların içine girebiliyorsunuz, aynı mekanlarda bulunmuş gibi oluyorsunuz.
    Ancak kitap ilerledikçe aşırı ayrıntılı anlatıldığı için de sıkılmaya başlıyorsunuz.
    Ben 200. sayfadan sonra sıkılmaya başladım mesela.
    Aşırı betimleme okuduğunuz için de sanki kitap da yıllar geçmiş, karakterler büyümüş gibi geliyor.

    En sevdiğim karakterler Nagasava ve Midori oldu.
    İkisininde kafaları harika :)

    Benim bu kitap ve yazarıyla ilgili düşüncelerim bu şekilde.
    Yazımı okuduğunuz için teşekkürler.
    Umarım faydalı bir yazı olmuştur. 



    İnsan ararsa her zaman bazı olumsuzluklar bulabilir.


    Ölüm, yaşamın karşıtı olarak değil parçası olarak vardır.


    - Benden çok daha tutkulu bir okurdu, ama sadece 30 yıl önce ölmüş olan yazarları okumak gibi bir ilkesi vardı. ''Ancak böyle bir kitaba güvenebilirim.'' derdi. ''Çağdaş edebiyata güvenim yok demiyorum. Ama değerli vaktimi de zamanın vaftiz etmediği eserleri okuyarak ziyan etmek istemem. Hayat yeterince kısa.''


    - Çünkü herkesle aynı şeyleri okuyunca, ister istemez herkes gibi düşünürsün.
    Bu, kaba ve zevksiz insanların dünyasıdır. Ciddi insanlar böyle şeylere zaman harcamaya utanır. 


    Devamını oku

    Herkese kasvetli bir Sivas pazarından merhaba 😊
    Bugün dün gece sabırla oturup okuyup bitirdiğim bu kitap hakkında birkaç şey yazmak istedim.


    Bu okuduğum 2. Orhan Pamuk kitabı.
    İlki Kara Kitap'tı.
    O kitabı ne kadar sevdiysem bu kitaptan o kadar nefret ettim.

    Kusura bakmayın ama bu kitabı ben yazmış olsaydım
    yemediğim hakaret, eleştiri, laf söz kalmamıştı 😒

    Konusu
    Batı'da ve Doğu'da anlatılan iki mitolojik hikayenin
    bir kuyucu çırağının hayatını nasıl etkilediğini anlatıyor.

    Kitabı okurken yazarın kaleminin akıcılığına, sadeliğine diyecek lafım yok çok beğendim.
    Ancak beni kitaptan soğutan spoiler olacak ama
    bir hikayenin
     üstüne çok düşüldüğünde, beğenildiğinde, onun hakkında düşünüldüğünde
    hikayenin sonunun kitabın karakterinin hayatıyla benzetilmesi sonlarının aynı olması
    çok basit öylece yazılmış bir kitap olduğunu gösterdi.

    Başlarda kuyucu ustası Mahmut Usta ile ilgili kısımları güzeldi.
    Usta ile çırağın ilişkileri merak uyandırıyordu.
    Ama sonraları her şey çarçabuk alelacele geçip gitmeye başladı.
    Öyleki kitabı okurken ne kişileri doğru düzgün zihnimde canlandırabildim
    ne de kitaba konsantre olabildim.
    Karakterlerin tahlillerinin ayrıntılı anlatılmaması
    ve
    Kitabın bölümlere ayrılması bundaki en büyük etkenler.
    Hiç sevmiyorum bölümlere ayrılmış kitapları. 
    Bu kitapta aksi gibi iki sayfada bir bölümlere ayrılmış.


    Neyse kısacası bazı kişilere büyük ayrımcalıklar yapıldığını düşünüyorum.
    Bir kişi ünlüyse bütün kitapları güzel
    Ya da
    Bir kitap popülerse herkesin onu okurken kesinlikle beğenmesi gerektiği 
    bu ayrımcalıklara birer küçük örnek !


    Devamını oku
    Eskİ
    Kayıtlar

    Translate

    Instagram

    /elossoles.blog

    Goodreads

    /elossoles

    Gardrops

    /elos.butik

    Popüler Yayınlar

    • II DOVE GOFRESH SALATALIK ve YEŞİL ÇAY ÖZLÜ DEODORANT II
    • PUREDERM GÖZENEK TEMİZLEYİCİ PED
    • FARMASİ ISIRGAN OTU ÖZLÜ ŞAMPUAN
    • OCAK ~ 2018
    • ORİFLAME THE ONE 5'i 1 ARADA WONDER LASH MASKARA

    Blog Arşivi

    • ▼  2022 (10)
      • ▼  Aralık 2022 (1)
        • LE COLOR 2023 AJANDASI - STICKER DEFTERİ - 246 ORI...
      • ►  Ekim 2022 (1)
      • ►  Temmuz 2022 (2)
      • ►  Haziran 2022 (2)
      • ►  Şubat 2022 (1)
      • ►  Ocak 2022 (3)
    • ►  2021 (19)
      • ►  Kasım 2021 (1)
      • ►  Ağustos 2021 (1)
      • ►  Haziran 2021 (2)
      • ►  Mayıs 2021 (1)
      • ►  Nisan 2021 (2)
      • ►  Mart 2021 (7)
      • ►  Şubat 2021 (2)
      • ►  Ocak 2021 (3)
    • ►  2020 (21)
      • ►  Aralık 2020 (1)
      • ►  Ağustos 2020 (1)
      • ►  Nisan 2020 (1)
      • ►  Mart 2020 (6)
      • ►  Şubat 2020 (7)
      • ►  Ocak 2020 (5)
    • ►  2019 (133)
      • ►  Aralık 2019 (23)
      • ►  Kasım 2019 (13)
      • ►  Ekim 2019 (4)
      • ►  Eylül 2019 (11)
      • ►  Ağustos 2019 (8)
      • ►  Temmuz 2019 (4)
      • ►  Haziran 2019 (6)
      • ►  Mayıs 2019 (12)
      • ►  Nisan 2019 (11)
      • ►  Mart 2019 (11)
      • ►  Şubat 2019 (18)
      • ►  Ocak 2019 (12)
    • ►  2018 (34)
      • ►  Aralık 2018 (5)
      • ►  Kasım 2018 (9)
      • ►  Ekim 2018 (2)
      • ►  Eylül 2018 (2)
      • ►  Ağustos 2018 (2)
      • ►  Mayıs 2018 (2)
      • ►  Nisan 2018 (2)
      • ►  Mart 2018 (3)
      • ►  Şubat 2018 (3)
      • ►  Ocak 2018 (4)
    • ►  2017 (98)
      • ►  Aralık 2017 (11)
      • ►  Kasım 2017 (1)
      • ►  Ekim 2017 (1)
      • ►  Eylül 2017 (2)
      • ►  Ağustos 2017 (4)
      • ►  Temmuz 2017 (9)
      • ►  Haziran 2017 (32)
      • ►  Mayıs 2017 (15)
      • ►  Nisan 2017 (9)
      • ►  Mart 2017 (9)
      • ►  Şubat 2017 (4)
      • ►  Ocak 2017 (1)
    • ►  2016 (11)
      • ►  Aralık 2016 (4)
      • ►  Kasım 2016 (1)
      • ►  Ekim 2016 (3)
      • ►  Eylül 2016 (2)
      • ►  Ağustos 2016 (1)
    Blogger tarafından desteklenmektedir.

    Created with by BeautyTemplates

    Yukarı