Pages

  • Ana Sayfa
  • İletİşİm

elossoles

    • Makyaj
    • Kİtap
    • Alışverİş
    • Yemek
    • İzledİklerİm
    • Ekstra

    Merhaba, bloğuma hoş geldiniz 😊
    Klasik Okur kitap kulübünün Ocak ayı kitaplarından birisi Mo Yan'dan Değişim.
    Ben Mo Yan ile Saydam Turp kitabıyla tanışmıştım.
    Yazara alıştığım için bu kitabı daha rahat okudum.
    Sanki Saydam Turp kitabından bir öykünün devamını okuyormuşum gibi geldi.


    Yazar bu kitabında kendi hayatını öyküleştirerek anlatıyor.
    En sevdiğim kısım küçüklüğünü anlattığı bölümdü.
    Köylerinde şoför olan Lu Wenli'nin babasının kullandığı araba ve kendisi bütün köyün çocuklarının hayran kaldığı, büyüyünce onun gibi olma hayali kurdukları gerçek mi hayal mi olduğu anlaşılmayan güzel bir hayat hikayesiydi.

    Bana göre Mo Yan büyüyünce kitabın biraz tadı kaçtı çünkü çok sıradan bir hayatı vardı yazarın.
    Ama sonlara doğru tekrar güzelleşti.


    Ben yazarın okuduğum ilk kitabını pek sevmemiştim ama hemen sonrasında bu kitabı okuyunca o kitabı da sevdim 😋


    Benim kitap hakkındaki düşüncelerim bu şekildeydi.
    Ayrıca kitabın kapağına da bayıldım.
    İnsanın içini açan çok güzel bir tasarım olmuş.

    Devamını oku

    Merhaba bloğuma hoş geldiniz.
    Klasik Okur kitap kulübünün Ekim kitaplarından birisiydi Gömülü Dev.
    Bu yazarı bu kitap kulübü sayesinde tanıdım.
    Hoş pek nobel ödüllerini takip etmiyorum bilmem de beklenemez ya.

    Ben kitapları kütüphaneden alıp okuduğum için çok geç kaldım ama yine kitap hakkındaki düşüncelerimi bloğuma yazmak istedim.

    Bir köyde unutkanlık hastalığına yakalanan ama bunun farkında olmayan insanların hayatlarını, 
    2 yaşlı çift üzerinden okuyoruz.
    Bana biraz çocuk kitabı gibi geldi.
    Sanki romandan çok masal kitabı okumuş oldum.
    Aynı hissi Hwang Sok-yong'ın Prenses Bari kitabını okurken de yaşamıştım.
    Şimdiye kadar okuduğum Uzak Doğu yazarlarından bir tek Haruki Murakami'yi sevdim.


    Bizde yaşadığımız her olayı çabuk unutan bir millet olarak kitaptan kendimize bazı paylar çıkarabiliriz ama dediğim gibi öyle felsefik insanları saatlerce düşündüren bir kitap değil.

    Zaten yaşlı başlı adamın karısına her lafından sonra prensesim demesi beni aşırı irite etti.


    Klasik Okur Kitap Kulübünün Ekim ayı kitaplarından birisi olan 
    Barbarın Kahkahası hakkındaki düşüncelerimi okumak isterseniz ↓↓
    https://elossoles.blogspot.com/2019/11/klasik-okur-kitap-kulubu-ekim-kitabi.html

    Devamını oku

    Merhaba bloğuma hoş geldiniz :)
    Klasik Okur kitap kulübü Aralık ayı kitaplarından birisi
    Sevgi Soysal'dan Yenişehir'de Bir Öğle Vakti

    Ben kitabı kütüphaneden alıp bir solukta okudum.
    Ama hayvanın biri kitabın kapağına zarar verdiği için fotoğrafını çekemedim internetten aldım.


    Bu kitap kulübü sayesinde çok güzel kitaplar okudum.
    Buradan Begüm Hanıma çok teşekkür ederim.


    Kitabın konusu;
    Ankara'da bir öğle vaktinde yolları kesişen insanların hayatlarını, düşüncelerini anlatan, bölüm bölüm karakterleri analiz eden, olaylar üzerinden bu analizlerini başarılı bir şekilde sürdüren akıcı, sade, harika bir kitap.

    Aslında başlarda kitap ile ilgili bir ön yargım olmuştu.
    Nedeni ise sürekli böyle kişileri anlatıp anlatıp bitecek diye düşünmüştüm.
    Ama öyle olmadı.
    Karakterleri tanıdıktan sonra bir olay örgüsüyle kitap bitiyor.

    Karakterler ile ilgili birkaç şey yazmak istiyorum spoiler olmaz çünkü çevremizde içimizde hatta kendimiz bile böyle insanlarız.
    Yazar bu kitabı yazarken distopik düşünmemiş Türk halkının zihniyetini, düşüncelerini, yaşam biçimini, adaletini, düzenini anlatmış.
    Türk iseniz ve Türkiye'de yaşıyorsanız konuya hakimsiniz yani 😎
    Birde şunu söyleyeceğim internet ortamında ne kadar spoiler içeren video yazı varsa spoiler takıntılı manyaklar hep onları okuyor izliyor.
    Manyak mısınız nesiniz ?
    Eğer siz öyleyseniz buradan sonra yazıyı okumayın!

    Neyse gelelim kitaptaki aslında hayatımızdaki insanlar hakkındaki düşüncelerime.

    Ahmet: Tam bir Türk erkeği.
    Egolu, şiddet dolu, dış görünüşle adam olacağını sanan, kızları kullanıp sonra gidip namuslu -onların deyimiyle el değmemiş- bir kızla evlenmek isteyen varoş.
    Ahmet sen iğrenç bir tipsin.
    Senden nefret ediyorum.

    Şükran: Ahmet'in sevgilisi.
    Bu da tam bir âşık Türk kızı.
    Hem onun bunun erkeğiyle gezer tozar, kendini kullandırır hem de kendisi bile kendisine değer vermezken erkekten değer görmek ister.
    Sana da gıcık oldum Şükran.

    Hatice Hanım ve Mevhibe Hanım: Tipik Türk anneleri
    Ev ve ev işleriyle kafayı bozmuş, tek dertleri ona buna hava atmak olan karakterler.
    Allah'ım inşallah ben böyle olmam Yarabbim.

    Aysel: Acıların kadını Aysel.
    Hayata eksilerde başlamak diye bir şey var. Bunu Aysel üzerinden görebilir öğrenebilirsiniz.



    Benim bu kitap ile ilgili düşüncelerim bu şekildeydi.
    İlerde tekrar okumak istediğim bir kitap oldu.


    Klasik Okur Kitap Kulübünün Ekim ayı kitaplarından birisi olan 
    Barbarın Kahkahası hakkındaki düşüncelerimi okumak isterseniz ↓↓
    https://elossoles.blogspot.com/2019/11/klasik-okur-kitap-kulubu-ekim-kitabi.html


    Devamını oku

    Merhaba bloğuma hoş geldiniz 😊
    YouTube'da videolarını severek izlediğim, beni birçok yeni yazarla ve kitapla tanıştıran Klasik Okur sayfasının sahibi Begüm Hanım Ekim ayında bir kitap kulübü kurdu.
    Bende aktif olarak bu kulübe katılamasam da seçilen kitapları kütüphaneden alıp okumaya çalışacağım.
    Ben biraz geç kalmış sayılırım ama yine de bu kitap hakkında bende kafamda oluşan birkaç düşünceyi bloğuma yazmak istedim.


    Sema Kaygusuz'dan okuduğum ilk kitap oldu Barbarın Kahkahası.
    Yazarın dilini, sadeliğini, anlatmak istediğini laf kavatlığı yapmadan anlatmasını çok beğendim.
    Kitabı 1 günde bitirdim.
    Aslında bitirmemek için kendimle de çokça mücadele ettim.
     Kitabı bitirdiğimde de kafamda bir sürü cevapsız soru kaldı.

    Bu sorulardan biri otele kimin işediği ?

    Kitap bir otelde tatil yapan insanlar üzerinden bizim çirkinliklerimizi, kötülüklerimizi, iyiliklerimizi varsa güzelliklerimizi anlatıyor.
    Aslında salt iyi ya da salt kötü diye bir şey olmadığını söylüyor.
    Hepimizin içinde iyilik, güzellik, kötülük, sapıklık olduğu tek sorunun hangisinin öne geçeceğini seçmemiz ve hayatımızı ona göre yaşamamız.
    Biz ne yazık ki arada kalmış bir milletiz.
    Ne tam olarak medeniyiz ne de tam olarak barbar.
    Tek sorunumuz arada kalmamız.

    Kitaptan gitmek gerekirse bir çocuk zıpkın ile balık avlamak istiyor annesi karşı çıkarken babası destek olup ona o zıpkını alıyor.
    İşte arada kalmışlığa bir örnek.
    Bir çocuğun öldürmeye bu kadar aç ve hevesli olması, onu eğitecek, doğru yolu gösterecek kimsenin olmaması  bir barbarın yetişmesine sebep oluyor.
    Annesi karşı çıkıyor ama çocuğuna bir zarar geleceğini düşündüğü için hayvanları önemsediği için değil
    Babası destek oluyor çünkü kendi nohut beynine göre o bir erkek ve öldürmeye alışması gerekiyor.

    Kitap beni hem düşündürdü hem irite etti hem de güldürdü.
    Bütün duyguları yaşatan nadir kitaplardan birisi oldu benim için.
    İyi ki okumuşum. 

    Bol bol insan tasviri yani kendinizi okuyacağınız bu kitap da bol bol da çiş muhabbetine maruz kalacaksınız.

    Olur da bir gün Sema Kaygusuz ile karşılaşırsam ona soracağım tek soru 
    Kim işiyor ulan bu otele ?
    😂😂😂

    Devamını oku
    Yılın son yazılarından birisiyle merhaba :)
    2016 yılından beri kendime yeni yıl ile ilgili hedefler koyuyorum. Bu hedeflerimden birisi tabiki kitaplar ile ilgili. 2016 yılında kendime 100 kitap okuma hedefi koymuştum bunu 81 kitap ile tamamlayabilmiştim.
    Yazısını okumak isterseniz aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz ↓
    https://elossoles.blogspot.com.tr/2017/01/ii-2016-ylnda-okudugum-kitaplar-ii.html

    Bu yılda KPSS sınavım olduğu için hedefimi azalttım ve 50 kitap ile sınırlandırdım. Bu yılda ne yazık ki hedefimi tamamlayamadım ve yılı 34 kitap ile kapatıyorum :(

    Bu yıl hangi kitapları okuduğuma gelirsek ↓
    1. Yağmur Sonrası -- Sarah Jio (yazısını okumak için buraya tıklayabilirsiniz)
    2. Ve Dağlar Yankılandı -- Khaled Hosseini
    3. Filler İçin Su -- Sara Gruen
    4. Papatya Kokulu Hikayeler
    5. Kırmızı Saçlı Kadın -- Orhan Pamuk (yazısını okumak için buraya tıklayabilirsiniz)
    6. İçimizdeki Şeytan -- Sabahattin Ali
    7. Simyacı -- Paulo Coelho
    8. Çavdar Tarlasında Çocuklar -- J.D. Salinger
    9. Böğürtlen Kışı -- Sarah Jio  (yazısını okumak için buraya tıklayabilirsiniz)
    10. Yabancı -- Albert Camus
    11. Anayurt Oteli -- Yusuf Atılgan
    12. Roverandom -- J.R.R. Tolkien
    13. Elif -- Paulo Coelho
    14. Genç Werther'in Acıları -- Goethe
    15. Bit Palas -- Elif Şafak
    16. Kuyucaklı Yusuf -- Sabahattin Ali
    17. Ölü Zaman Gezginleri -- Hasan Ali Toptaş
    18. Ölü Ozanlar Derneği -- N.H. Kleinbaum
    19. Yaş On Yedi -- İpek Ongun
    20. Muhteşem Gatsby -- Fitzgerald
    21. Aşkname -- İskender Pala
    22. Tehlikeli Diyardan Öyküler -- J.R.R. Tolkien
    23. Şemspare -- Elif Şafak
    24. Üstü Kalsın -- Cemil Kavukçu
    25. Küçük Prens -- Antoine de Saint Exupery (yeniden okudum)
    26. Fedai -- Fatih Akdere
    27. Göğü Delen Adam -- (yeniden okudum)
    28. Şahane Hatalar-Yeni Hayat -- Liz Ruckdeschel ve Sara James (yazısını okumak için buraya tıklayabilirsiniz)
    29. Pinhan -- Elif Şafak
    30. Kendine Ait Bir Oda -- Virginia Woolf (yazısını okumak için buraya tıklayabilirsiniz)
    31. Med-Cezir -- Elif Şafak
    32. Ben Bir Ağacım -- Orhan Pamuk
    33. Bir Delinin Anıları -- Gustave Flaubert
    34. Hacı Murat -- Leo Tolstoy

    Okuduğum Elif Şafak kitaplarıyla ilgili yazımı okumak isterseniz buradan ulaşabilirsiniz.
    2018 yılında da kendime 100 kitap okuma hedefi koyuyorum :) Barış Özcan'ın ''Zinciri Kırma'' videosundan sonra bu hedefimi başarmaya çalışacağım :)
    Hepimize mutlu, huzurlu en önemlisi sağlıklı bir yıl olsun :)
    Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Umarım faydalı bir yazı olmuştur.

    Barış Özcan'ın videosu ↓



    Devamını oku

    Bu yazarın daha önce bir kitabını okumamıştım. İnstagram'da Rory Gilmore Kitap Kulübü isimli bir sayfada Eylül ayında seçilen kitaptı Kendine Ait Bir Oda. Bu aralar pek yetişemesem de bende elimden geldiğince seçilen kitapları alıp okumaya çalışıyorum. Bu kitabı okumakta Aralık ayına nasipmiş :)
    Kırmızı Kedi Yayınevinden çıkmış bir kitap. Çevirisini İlknur Özdemir yapmış.
    Kısaca Virginia Woolf hakkında bilgi vermem gerekirse -kitapta yayınlandığı kadarıyla- İngiliz yazar ve eleştirmendir. 25 Ocak 1882'de Londra'da doğdu. 20. yüzyılın en önemli modernist romancılarından birisi olarak kabul edilmesini sağlayan ''bilinçakışı'' tekniğinin en yetkin örneği Mrs. Dalloway'ı yazdı. Ardından Gece ve Gündüz, Orlando, Dalgalar, Deniz Feneri, Kendine Ait Bir Oda adlı kitapları yanında denemeleri ve yazılarıyla döneminin önde gelen edebiyat eleştirmenlerinden birisi olmuştur. Eşi Leonard Woolf'la ''Bloomsbury Grubu''nun kurucularındandır. İkinci Dünya Savaşı'nın başlarında 28 Mart 1941 yılında içine düştüğü ruhsal bunalım sonucu intihar etti.

    Kitap kütüphaneye yeni mi alındı yoksa ilk ben mi aldım bilmiyorum ama kitabı alan ilk kişi ben olmuşum :) Yarın son gün, kütüphaneye teslim edeceğim.


    Ben bu kitabı biraz yavaş yavaş, hazmederek, anlamaya çalışarak okudum. Gerek konusuyla gerekse kitap içinde verilen bilgilerle bana çok şey öğretti. Feminist bir kitap olarak görülebilir belki ama bunlar zaten erkekler tarafından da bilinen bizzat kadınlara yaşattıkları şeyler. Kitapları şu ya da bu kesime göre ayırmak ne kadar doğru olur bilmiyorum ama her kadının kesinlikle okuması gereken bir kitap. Bu kitabı okuduktan sonra dedim ki iyi ki edebiyat öğretmeni olacağım. Allah kısmet ederse öğrencilerime okutacağım kitapların başında geliyor. Aslında yazmak istediğim çok şey var ama yazamıyorum. Kitap ne kadar kadınların yazmasını istese de ben sanki kitap hakkında bir şey yazarsam büyüsünü kaçıracakmışım gibi geliyor. Onun için yazımı burada sonlandırıyorum ve kesinlikle bu kitabın okunmasını tavsiye ediyorum.

    Kitaptan hoşuma giden bazı sözler ↓

    Düşsel planda kadın son derece önemlidir; gerçek yaşamda ise tümüyle önemsiz. Şiiri bir baştan öbür başa kaplar; tarihte ise hiç görülmez. Kurmaca yazında kralların ve fatihlerin yaşamlarına hükmeder; geçek yaşamda ailesinin parmağına bir yüzük geçirdiği herhangi bir oğlanın kölesidir. Kurmaca yazında en esin dolu sözler, en derin düşünceler onun dudaklarından dökülür; günlük yaşamda hemen hemen hiç okuyup yazamaz ve kocasının malıdır. Tarih kadından hemen hemen hiç söz etmez.



    Yazını da satın alamazlar ya, yazın herkese açıktır. Din görevlisi de olsanız, beni çimenlerden uzaklaştırmanıza izin vermeyi reddediyorum. Kitaplıklarınızı istediğiniz kadar kapatıp kilitleyin; ama benim aklımın özgürlüğüne vurabileceğiniz hiçbir kilit, hiçbir kapı, hiçbir sürgü yoktur.



    Hiçbir erkekten nefret etmem gerekmez, çünkü o bana kötülük yapamaz. Hiçbir erkeği pohpohlamam gerekmez; onun bana verecek bir şeyi yok ki! Böylece hiç farkına varmaksızın kendimi, insan soyunun öbür yarısına karşı yeni bir tutum içine girer buldum. Herhangi bir sınıfı ya da cinsiyeti bir bütün olarak suçlamak saçmaydı.



    Devamını oku



    Bu yıl 50 kitap okuma hedefimin şuanda 11. kitabındayım.
    Son bitirdiğim kitap Sarah Jio'nun Böğürtlen Kışı adlı kitabıydı.


    Sarah Jio'nun ilk okuduğum kitabı Mart Menekşeleri'ydi.
    Bu kitabı ilk okuduğum zaman
     konusuyla
     yazarının diliyle
     bende merak uyandırmasıyla
    çok beğenmiştim.



    Konusu :

    Gerçek aşkı yaşadığına inanan ünlü yazar Emily Wilson, kocasının başka bir kadını
    ona tercih ettiğini öğrenince, hayal kırıklığına uğrar.
    Büyük yengesi Bee, Mart ayını Bainbrige Adası'nda geçirmesi için onu davet eder.
    Adanın mistik havasıyla huzuru yakalamaya çalışan Emily, 1943 yılında yazılmış kırmızı
    kadife kaplı bir günlük bulur.
    Bu günlük onu geçmişin tozlu sayfalarına hapsolan gerçek bir aşk hikayesine ve geçmişin
    altmış yıllık bir aile sırrına götürür.


    Daha sonra baya bir ara verdim Sarah Jio kitapları okumaya.
    Sebebi ise yazardan sıkılmak istemedim.

    Yeni yılda
    2. kitabı olan
    Yağmur Sonrası'nı
    aldım ve hemen bir günde okuyup bitirdim.
    Ama konusu bana çok çok sıradan geldi.
    Açıkçası ilk kitabında hissettiklerimi bu kitapta hiç hissetmedim desem yalan söylemiş olmam.



    Konusu :

    Anne Calloway ne kadar çabalasa da yetmiş yıldır peşinden gelen anıları bir türlü aklından çıkaramaz.
    Bora Bora Adası'nda adına gelen gizemli bir mektup ise adeta kapanan yarasını tekrar açar.
    1942 yazında 2. Dünya Savaşı'nın en hareketli zamanında Bora Bora Adası'nda
    görev almak için orduya hemşire olarak katılan Anne, genç, güzel ve nişanlı bir kadındır.
    Ancak orada hiç hesap etmediği bir durumla karşılaşır. Aşk.
    Kalbini tutkuyla dolduran, yakışıklı asker Westry Green'e karşı koyamaz.
    Kısa sürede aşkları, adadaki amber çiçekleri gibi filizlenirken, sazdan çatısı olan bir bungalovun altında gizli bir dünyayı paylaşırlar. Ta ki bir gece tüyler ürpertici bir cinayete şahit olana kadar.



    Serinin son kitabı olan
    Böğürtlen Kışı'nı da geçenler de bitirdim.



    Konusu :

    Vera Ray 1933 yılının o karlı Mayıs akşamında üç yaşındaki oğlu Daniel'ı son kez öptüğünü
    bilmiyordur. Her ne kadar oğlunu yalnız bırakma düşüncesinden nefret etse de hayatlarını devam ettirmek için çalışmak zorundadır. Tek avuntusu, gün ağardığında küçücük oğluna sarılacak olmasıdır. Ancak Vera geri döndüğünde karşılaştığı manzara, Daniel'in boş yatağıdır.
    Bir de karlar içine gömülmüş olan oyuncak ayısı.
    Seksen sene sonra Seattle yine Mayıs ayında karlar altındadır.
    Köklü bir gazetede muhabir olan Claire Aldrige, bu doğaüstü olayı haber yapacaktır.
    Araştırmalarına devam eden Claire, küçük çocuğun bu zamana kadar sonuçlanmamış kaçırılma
    davasıyla karşılaşır. Evlat kaybetmenin ne demek olduğunu çok iyi bile Claire, bu olayı çözmeye karar verir.


    Böğürtlen Kışı kitabını konu bakımından çok beğendim.
    Öyle ki okurken keşke filmini yapsalar diye çok düşündüm.
    İnşallah bir gün yaparlar 🙏


    Bu üç kitapta konu bakımından hep
    geçmiş ile şimdiki zaman harmanlanıp anlatılmış.
    İlk kitapta bu durum hoşuma gitmiş olsa da
    diğerlerinde de bunun devam etmesi
    yazarın sürekli tekrar düşmesi
    hiç hoşuma gitmedi.
    Bu kitaplar da hep aşk üzerine kurulu olduğundan
    beklentiyi yüksek tutmadan okunması gerek.
    İnsana bir şeyler katmaktan çok
    pembe dizi tadında
    boş zamanları güzel değerlendirebilmek için
    okunacak kitaplar.

    Devamını oku

    Herkese kasvetli bir Sivas pazarından merhaba 😊
    Bugün dün gece sabırla oturup okuyup bitirdiğim bu kitap hakkında birkaç şey yazmak istedim.


    Bu okuduğum 2. Orhan Pamuk kitabı.
    İlki Kara Kitap'tı.
    O kitabı ne kadar sevdiysem bu kitaptan o kadar nefret ettim.

    Kusura bakmayın ama bu kitabı ben yazmış olsaydım
    yemediğim hakaret, eleştiri, laf söz kalmamıştı 😒

    Konusu
    Batı'da ve Doğu'da anlatılan iki mitolojik hikayenin
    bir kuyucu çırağının hayatını nasıl etkilediğini anlatıyor.

    Kitabı okurken yazarın kaleminin akıcılığına, sadeliğine diyecek lafım yok çok beğendim.
    Ancak beni kitaptan soğutan spoiler olacak ama
    bir hikayenin
     üstüne çok düşüldüğünde, beğenildiğinde, onun hakkında düşünüldüğünde
    hikayenin sonunun kitabın karakterinin hayatıyla benzetilmesi sonlarının aynı olması
    çok basit öylece yazılmış bir kitap olduğunu gösterdi.

    Başlarda kuyucu ustası Mahmut Usta ile ilgili kısımları güzeldi.
    Usta ile çırağın ilişkileri merak uyandırıyordu.
    Ama sonraları her şey çarçabuk alelacele geçip gitmeye başladı.
    Öyleki kitabı okurken ne kişileri doğru düzgün zihnimde canlandırabildim
    ne de kitaba konsantre olabildim.
    Karakterlerin tahlillerinin ayrıntılı anlatılmaması
    ve
    Kitabın bölümlere ayrılması bundaki en büyük etkenler.
    Hiç sevmiyorum bölümlere ayrılmış kitapları. 
    Bu kitapta aksi gibi iki sayfada bir bölümlere ayrılmış.


    Neyse kısacası bazı kişilere büyük ayrımcalıklar yapıldığını düşünüyorum.
    Bir kişi ünlüyse bütün kitapları güzel
    Ya da
    Bir kitap popülerse herkesin onu okurken kesinlikle beğenmesi gerektiği 
    bu ayrımcalıklara birer küçük örnek !


    Devamını oku
    Eskİ
    Kayıtlar

    Translate

    Instagram

    /elossoles.blog

    Goodreads

    /elossoles

    Gardrops

    /elos.butik

    Popüler Yayınlar

    • II DOVE GOFRESH SALATALIK ve YEŞİL ÇAY ÖZLÜ DEODORANT II
    • PUREDERM GÖZENEK TEMİZLEYİCİ PED
    • FARMASİ ISIRGAN OTU ÖZLÜ ŞAMPUAN
    • OCAK ~ 2018
    • ORİFLAME THE ONE 5'i 1 ARADA WONDER LASH MASKARA

    Blog Arşivi

    • ▼  2022 (10)
      • ▼  Aralık 2022 (1)
        • LE COLOR 2023 AJANDASI - STICKER DEFTERİ - 246 ORI...
      • ►  Ekim 2022 (1)
      • ►  Temmuz 2022 (2)
      • ►  Haziran 2022 (2)
      • ►  Şubat 2022 (1)
      • ►  Ocak 2022 (3)
    • ►  2021 (19)
      • ►  Kasım 2021 (1)
      • ►  Ağustos 2021 (1)
      • ►  Haziran 2021 (2)
      • ►  Mayıs 2021 (1)
      • ►  Nisan 2021 (2)
      • ►  Mart 2021 (7)
      • ►  Şubat 2021 (2)
      • ►  Ocak 2021 (3)
    • ►  2020 (21)
      • ►  Aralık 2020 (1)
      • ►  Ağustos 2020 (1)
      • ►  Nisan 2020 (1)
      • ►  Mart 2020 (6)
      • ►  Şubat 2020 (7)
      • ►  Ocak 2020 (5)
    • ►  2019 (133)
      • ►  Aralık 2019 (23)
      • ►  Kasım 2019 (13)
      • ►  Ekim 2019 (4)
      • ►  Eylül 2019 (11)
      • ►  Ağustos 2019 (8)
      • ►  Temmuz 2019 (4)
      • ►  Haziran 2019 (6)
      • ►  Mayıs 2019 (12)
      • ►  Nisan 2019 (11)
      • ►  Mart 2019 (11)
      • ►  Şubat 2019 (18)
      • ►  Ocak 2019 (12)
    • ►  2018 (34)
      • ►  Aralık 2018 (5)
      • ►  Kasım 2018 (9)
      • ►  Ekim 2018 (2)
      • ►  Eylül 2018 (2)
      • ►  Ağustos 2018 (2)
      • ►  Mayıs 2018 (2)
      • ►  Nisan 2018 (2)
      • ►  Mart 2018 (3)
      • ►  Şubat 2018 (3)
      • ►  Ocak 2018 (4)
    • ►  2017 (98)
      • ►  Aralık 2017 (11)
      • ►  Kasım 2017 (1)
      • ►  Ekim 2017 (1)
      • ►  Eylül 2017 (2)
      • ►  Ağustos 2017 (4)
      • ►  Temmuz 2017 (9)
      • ►  Haziran 2017 (32)
      • ►  Mayıs 2017 (15)
      • ►  Nisan 2017 (9)
      • ►  Mart 2017 (9)
      • ►  Şubat 2017 (4)
      • ►  Ocak 2017 (1)
    • ►  2016 (11)
      • ►  Aralık 2016 (4)
      • ►  Kasım 2016 (1)
      • ►  Ekim 2016 (3)
      • ►  Eylül 2016 (2)
      • ►  Ağustos 2016 (1)
    Blogger tarafından desteklenmektedir.

    Created with by BeautyTemplates

    Yukarı