Pages

  • Ana Sayfa
  • İletİşİm

elossoles

    • Makyaj
    • Kİtap
    • Alışverİş
    • Yemek
    • İzledİklerİm
    • Ekstra
    Merhaba 😊
    2019 yılında Harry Potter kitaplarını Sivas Şemsi Sivasi il halk kütüphanesinden büyük çabalar sonucu alıp okumuştum.
    Büyük çabalar sonucu diyorum çünkü kitapların çoğu ya gününde getirilmiyordu ya da çalınıyordu.
    Ki ben okuduktan sonra tekrar baktım ve o kitapların çoğuda çalınmış!
    Ve bu konu hakkında oradaki görevlilerle konuştuğumda onlarında bu durumdan bıktıklarını ve hiçbir şey yapamadıklarını gördüm.
    Umarım bu duruma bir çözüm getirilir.
    Çünkü hem devlete bir sürü zarar hem de kitap okumak isteyen insanlara.
    Mesela serinin 2. kitabı Sırlar Odası çalındığı için okuyamamıştım.
    Yeni çıkan kitabı Lanetli Çocuk'ta yine aynı şekilde çalındığı için okuyamadım.

    Zaten bu tarz seri kitaplar kütüphaneden alınıp okunmuyor.
    Okunsa bile tadını çıkaramıyorsunuz.
    Belki bu seriyi 1 ayda bitirecekken neredeyse 1 yıla yayıldı.
    Kütüphaneye gidiyorsunuz kitap yok ya da başkası almış onun iade etmesini bekliyorsunuz derken kitaptan soğuyorsunuz önceki kitapta ne olduğunu unutuyorsunuz.
    En iyisi satın almak ama fiyatlar uçmuş!
    Hadi fiyatını da geçiyim sonuçta 8 kitap var.
    Benim bu seriye para vermek istemememin tek nedeni kitapların kapak tasarımları.
    Aşırı basit, özenilmemiş ve çocuksu.
    Kapaklarını daha yetişkinlere yönelik ve karaktersiz basarlarsa hemen satın alacağım.
    Kitabın kapağındaki karakteri ben Harry olarak göremiyorum çünkü ilk filmlerini izledim  ve Daniel kazındı aklıma 😇
    Bari Daniel'ı basın kapaklara ona bile razıyım 😅

    Bu arada YKY çok ekmeğini yedi Harry Potter'ın, başka bir yayınevi iznini alır ve basar umarım.
    Hem çeşit olur hem de fiyatları biraz olsun düşer.

    Ve son olarak bu yazımı Sivas'tan okuyan varsa ve elinde kütüphaneden aldığı 
    ve 
    iade etmediği kitap varsa lütfen Allah rızası için kitapları iade edin.

    Unutmayın
    çalan okumaz
    okuyan çalmaz

    Devamını oku

    Merhaba :)
    Duru Başbaşı bulgur ile Sivas'ın meşhur çerezi kavurgayı yaptık.
    Orijinal kavurga buğdaydan yapılıyor.
    Ama bizim canımız kavurga çektiğinde annem hemen bulgurdan 2 dakika da yapıyor.

    Duru Başbaşı bulgur yazısını okumak isterseniz ↓
    https://elossoles.blogspot.com/2020/01/duru-basbasi-bulgur.html


    Malzemesi sadece Duru Başbaşı bulgur 😊


    Teflon tavaya birazcık koyup yavaş yavaş kavuruyoruz.



    Ve kavurgamız hazır.
    Aslında çedene de konuluyor ama bizimkiler çedeneyi sevmiyor.


    Tadı çok güzel oluyor.
    Yağsız, tuzsuz aşırı sağlıklı bir çerez.
    Merak ediyorsanız Duru Başbaşı bulgur ile mutlaka deneyin.
    Müptelası olacaksınız.
    İnsanı bağımlı yapıyor 😋


    Kardeşim de okuluna gidecek.
    Ona da yurtta yemesi için birazcık koyduk.


    Duru bulgur'a tekrar çok teşekkür ederim.
    Sizlere de yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.


    Duru ile yaptığımız diğer yiyecekleri görmek isterseniz aşağıdaki linkten yazılarıma ulaşabilirsiniz ↓↓
    https://elossoles.blogspot.com/search?q=duru

    Devamını oku
    Merhaba 😊



    Fakir Baykurt'un okuduğum ilk kitabıydı Eşekli Kütüphaneci.
    Yazarı sevdiren bir kitap oldu.
    Eğer kütüphanede başka kitaplarını bulursam alıp okuyacağım mutlaka.

    Kitap beni çok etkiledi. 
    Çünkü bir insanın kitaba, kitap okumaya olan aşkını mücadelesini çok güzel anlatmış yazar. 
    Kitabı okurken acaba anlatılanlar gerçek mi diye araştırma yaptım ve genel kültürümün ne kadar düşük olduğunu yine görmüş oldum. 



    Kitap Nevşehir'in Ürgüp ilçesinde geçiyor lisede bizi buralara götürmüşlerdi ama öğretmenlerin ağzından da duymadım hiç böyle bir hikayeyi. Oysaki adamlar kocaman heykelini yapmışlar insan bir oraya götürür olayını anlatır yok boş boş bacaları gezmiştik.
     Güler misin ağlar mısın Mustafa Güzelgöz ne şanssız insanmış öğretmenlerin bile kendisinden haberi yok. Ama magazin ürünü olsaydı nasıl unutulmaz birisi olurdu.



    Kitap 3 öyküyü içinde barındırıyor. Ama eşekli kütüphanecenin hikayesinden başka söylenen diğer öyküler üstün körü işlenmiş. Hatta Refik Başaran 3-4 satırla anlatılmıştı.
    Mustafa Güzelgöz'ün (Allah rahmet eylesin) yanmaya giden kitapları kurtarışını, kütüphaneye memur olarak atandıktan sonra boş boş oturmak yerine kütüphaneye gelmeyen insanlara eşeklerle kitaplar götürüşüne o zamanlarda yaşamasak da şimdi okuyarak şahit oluyoruz.
    Keşke kitap biraz daha uzun olsaydı. Çok üstün körü anlatılmış eşekli kütüphaneci ve kütüphanesi.
    Ama bunun için yazarı suçlayamam adam hasta yatağında yazmış bu kitabı.

    Beni gerçekten üzen asıl şey ise, kitap konusu itibariyle okura kitap sevgisini,
     kitap okumanın faydalarını anlatıyor ama bu karşı tarafa geçmiyor.
    Çünkü insanın içinde biraz olsun sevgi merhamet yoksa ne yaparsanız yapın olmuyor.
    Neden mi böyle söylüyorum şu kitabın haline bakın !



    Üzerine bir şey dökülmüş, sayfalara yazılar yazılmış. 





    Kazara mı oldu bilerek mi yapıldı artık orasını Allah bilir ama özellikle kitap sevgisini anlatan bir kitabın başına bunların gelmesi çok ironik.
    Biz bu kitapları kütüphaneden emanet olarak alıyoruz emanete de biraz sahip çıkmak gerek.
    Hayır bu kitabı okuyup hiç mi etkilenmedin 
    kitabı bu hale getirip bir de utanmadan tekrar getiriyorsun. 
    Biraz insan olsaydın gider yenisi alır verirdin.
     Bu dünyada belki hesap sormuyorlar ama öbür dünyada her şeyin hesabı var.
    Umarım bu yazımda bir yerde karşına çıkarda biraz olsun kendinden utanırsın.
     Gerçekten yazık ya. 
    Okuyanı ayrı bir dert okumayanı ayrı bir dert bu ülkede. 
    Allah akıl fikir sevgi merhamet versin hepimize. 
    Daha fazla yazmak gelmiyor içimden hem sinirliyim hem de üzgün. 
    Sinirliyim çünkü devletin malı deniz yemeyen keriz düşüncesinden bir türlü kurtulamadık. 
    Para verip almadığımız hiçbir şeye değer vermiyoruz. Bu kitabın başına gelenler gibi.
    Üzgünüm çünkü ben bir insanın içinde bazı duygular yoksa ona siz ne yaparsanız yapın düzeleceğine inanmıyorum. Yani ne kadar yazsam da konuşsam da hepsi boşa. 
    Beni yine içinde sevgi merhamet vicdan olan 
    kitapları seven ve kitaplara değer veren insanlar anlayacaktır.



    Devamını oku

    Merhaba :)
    İlk kez Haruki Murakami'nin bir kitabını okudum.
    Adını sürekli duyuyordum ama hiç öncelik vermemiştim. 
    Geçenlerde Sivas Şemsi Sivasi Kütüphanesinde kitaplara bakarken bu yazara rastladım.
    Sisteme baktığımda 2 kitabı görünüyordu.
    Tuhaf kütüphane adlı kitabı çocuk bölümüne koymuşlar, yetişkin bölümünde de bu kitap vardı.
    Böylece bu kitabı aldım ve okudum. Bloğumu da yazısını yazmak istedim.

    Arka kapağı ↓



    Yazarla ilgili 2 düşünce oluştu kafamda.
    1.'si yazarın dili gerçekten harika.
    Laf kavatlığı yapmıyor. Hemen laf kavatlığını da açıklıyım :)
    Bazı Türk yazarlarımız laflarını allayıp pullayarak farklı olmaya, 
    kitaplarını daha çok satmaya çalıyor.
    Çoğu okurda yine aynı farklı olma çabasıyla bu laf kavatlarının ne dediklerini anlamadan bodozlama dalıyorlar. Anlamıyorlar çünkü laf kavatımız zaten bir şey anlatmıyor. 
    İki dakika sonra okuduğunuz asla aklınız da kalmıyor. Çünkü o kadar saçmalıyor ki farklı olacağım diye okuduğunuzu anlamıyorsunuz, kimseye anlatamıyorsunuz.
    Resmen tek amacı kitabını satmak. Tabi ki her yazarın amacı aynı daha çok okunmak ama bunun da bir seviyesi olmalı. Sadelik her zaman iyidir.
    Her neyse böyle yazarları tanımlamak için bulduğum terim ve açıklaması :)
     Umarım ne demek istediğimi açıklayabilmişimdir.

    Yazarla ilgili 2. düşüncem ise bu adam kesinlikle sapık !
    Öyle olmayacak yerlerde müstehcenlik var ki artık yeter dedirtiyor.
    Eğer böyle kitapları okumayı sevmiyorsanız okumayın.
    Ama bizim millete de böyle denilince bu tarz kitaplar daha çok okunuyor.
    Grinin elli tonu gibi. Müstehcen içerik barındırıyor deniliyor kitabı okumayan bir yeni doğmuş bebekler kalıyor. Çoluğun çocuğun elinde bu kitap.
    Şimdi bu kitap da bu işe dönmesin valla :D

    Haruki Murakami aşırı betimleme yapan bir yazar. 
    Yani bunu bu kitap için rahatlıkla söyleyebilirim.
    Bu hem olumlu hem de olumsuz bir durum bu benim için.
    Bir yere kadar iyi, olayların içine girebiliyorsunuz, aynı mekanlarda bulunmuş gibi oluyorsunuz.
    Ancak kitap ilerledikçe aşırı ayrıntılı anlatıldığı için de sıkılmaya başlıyorsunuz.
    Ben 200. sayfadan sonra sıkılmaya başladım mesela.
    Aşırı betimleme okuduğunuz için de sanki kitap da yıllar geçmiş, karakterler büyümüş gibi geliyor.

    En sevdiğim karakterler Nagasava ve Midori oldu.
    İkisininde kafaları harika :)

    Benim bu kitap ve yazarıyla ilgili düşüncelerim bu şekilde.
    Yazımı okuduğunuz için teşekkürler.
    Umarım faydalı bir yazı olmuştur. 



    İnsan ararsa her zaman bazı olumsuzluklar bulabilir.


    Ölüm, yaşamın karşıtı olarak değil parçası olarak vardır.


    - Benden çok daha tutkulu bir okurdu, ama sadece 30 yıl önce ölmüş olan yazarları okumak gibi bir ilkesi vardı. ''Ancak böyle bir kitaba güvenebilirim.'' derdi. ''Çağdaş edebiyata güvenim yok demiyorum. Ama değerli vaktimi de zamanın vaftiz etmediği eserleri okuyarak ziyan etmek istemem. Hayat yeterince kısa.''


    - Çünkü herkesle aynı şeyleri okuyunca, ister istemez herkes gibi düşünürsün.
    Bu, kaba ve zevksiz insanların dünyasıdır. Ciddi insanlar böyle şeylere zaman harcamaya utanır. 


    Devamını oku


    Merhaba :)
    Dün Primemall avm'ye gittim. Watsons'dan küçücük bir alışveriş yaptım :) Bayadır da blog yazısı yazmıyordum bari alışverişimi yazıyım dedim :)
    Watsons binlerce üründe 2. si 1 tl diye bir kampanya başlatmış. İki kişi aynı üründen almak istediğinde gayet mantıklı oluyor. Kampanya 31 Mayıs'ta bitiyormuş haberiniz olsun.


    Ben bayadır kağıt maske almak istiyordum. Diğer maske çeşidini kullanmak biraz zahmetli geliyor. Sür beklet sonra durula. En azından kağıt maskelerde cilde sürme ve durulama gibi durumlar yok. Maskeyi cildinize yerleştiriyorsunuz 15-20 dakika bekletiyorsunuz ve süre dolunca maskeyi çıkarıp ciltte kalanları cildinize yediriyorsunuz ve işlem bitiyor :)
     Watsons'da da bissürü maske çeşidi varmış. Daha önce hiç bakmamıştım. Maskelerde de 2. si 1 tl kampanyası vardı. Bende 4 tane attım sepete.
    Fiyatları → 4.99
    İndirimli 2 tanesi 1 tl oldu.


    Diş tellerim takıldığından beri de ağız bakım suları vazgeçilmezim oldu. Bayadır da indirimde yakalayıp alamamıştım. Watsons'da 10 liralık alışveriş yapana ağız bakım sularını 5.99'a düşürünce bu üründe benimle beraber eve geldi :)
    Dün gece kullandım ağzı asla yakmıyor ama tadı biraz kötü geldi. Yine bu ürününde 2 çeşidi bulunuyor. Aslında bir 10 liralık daha alışveriş yapıp diğer çeşidinden de alıyım dedim ama kocaman mağazada bir şey bulamadım alacak :D Belki haftasonu indirim yaparlarsa gider tekrar bu üründen alırım. Boyutuna göre aşırı ucuz oluyor. Ürün 750 ml. Dışarıda bu fiyata ancak 500 ml'likleri bulabiliyoruz oda indirime yılda 1 kere falan koyuyorlar.

    Benim Watsons'dan aldıklarım bu şekildeydi. Yine bir ihtiyaç alışverişi oldu ama çok da güzel ve ucuz oldu :) Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim, umarım faydalı bir yazı olmuştur :)
    Devamını oku


    Merhaba :)
    Ani bir kararla, daha önce hiç hesabını yapmıyorken 1 hafta önce dişlerime tel takıldı. Küçükken dişlerim yamuk değildi sadece bir dişimde eğrilik vardı ama buda göze batmıyor beni rahatsız etmiyordu. Ne zaman ki 20'lik diş belası başladı benim dişlerim Allah vermeye tsunami gibi önüne kattığını eğriltti :( Sol taraf komple gün yüzüne çıkana kadar ağrısına, sızısına, şişkinliğine sabrettim zaten okulumda vardı gidip çektiremedim. 2016 yılında gittim Cumhuriyet Üniversitesi diş hekimliğinde sol tarafımdan çıkan üst dişi ayakta normal bir şekilde çektirdim. Sol alt için operasyon günü verdiler neyse ameliyatla 15-20 dakikada dişimi aldılar. 1 hafta dikişli durdum, sol tarafım balon gibi şişti, morardı ama morarması cildinizin inceliğine göre fark ediyor hemen korkmayın :)
    Neyse dikişler alındı tamam dedim o zaman sağ tarafta tık yok doktor dedi çıkmadan da alabiliyoruz gel onları da halledelim ama ben bir türlü fırsatını bulamadım ve gidemedim. Nasip bu yılaymış baktık sağ taraf Allah Allah diyor hücuma kalkmış geliyor hemen gittim diş hekimliğine ve gün aldım 10 Kasım'da da sağ üst ve alt olmak şeklinde ikisinden aynı anda kurtuldum. Sağ taraf sola göre daha çabuk iyileşti hemen toparladım. Dikişlerimi aldırmaya giderken de tamam dedik tel taktıralım hazır bu yıl boştayken aradan çıkaralım. Üniversitenin ortodonti bölümünde fiyatları duyunca babam biraz yan çizer gibi oldu gel özellere soralım dedi. Gittik baya da çok yere sorduk kimi yapmıyormuş kiminin de doktoru burada yokmuş derken, Ufuk Diş Polikliniğine gittik. Sağolsun doktorum Ufuk Çavuş hemen dişlerimi kontrol etti, fiyatı söyledi ve ben tamam dedim burada yaptıracağım. Fiyat olarak 4.000'e anlaştık. Yeni yılda her şeye zam geldiği gibi buna da geliyormuş Allah'tan öncesinde yaptırdık da rahatladık.
    Tellerimin görünüşü bu şekilde ↓
    Sürekli ağzımı açmaktan dudaklarım kurudu, bu çirkin görüntü için kusura bakmayın.


    İlk önce doktorum diş taşlarımı temizledi 3 gün diş etlerimin iyileşmesi için süre verdi. 23 Aralık Cumartesi günü randevumu aldım ve gidip 1 saatte tellerimi taktırdım.
    Diş telleri takılırken hiçbir şekilde acı olmadı olmuyormuş da zaten arkadaşlar. Bende 1 hafta geçmesine rağmen ağrıda olmadı. Artık 20'lik dişleri aldırınca alan çoğaldı ondan mı ağrı olmadı bilmiyorum ama çoğu kişi de ilk birkaç gün ağrı oluyormuş. Ama bu ağrıda öyle geçmeyen türden değil bir ağrı kesiciyle halledilebiliyormuş. Çok şükür tellerden dolayı ağızda yaralar oluyormuş bunu da yaşamadım. Zaten yara olsada bu şekilde mumlardan veriliyor, yara yapan braketin üzerine bu mumdan koparıp yapıştırıyorsunuz.


    Tek sorunum yemek yiyememe. İlk günler çorba ve yumuşak besinler tükettim. Şimdi yavaş yavaş kendimi zorluyorum katı besinler yemeye. Bu yemek yiyememe sorunu daha ne kadar devam edecek bilmiyorum. Kimi 1 hafta demiş kimisi de 1-2 ayı buluyor demiş. Benim 1 hafta oldu umarım fazla sürmez.
    Kahvaltıdan sonra dişlerimi fırçalıyorum akşama kadar ağzıma sudan başka bir şey koymuyorum. Dedim zaten istesem de yiyemiyorum bari oruç tutayım sevaba gireyim. 2 gündür oruç tutuyorum hem dişlerim rahat hem kafam. İnsanın gözü aç yemin ederim yemek yiyemiyorsun ya canın normalde hiç çekmeyeceği şeyleri çekiyor. 2 gündür rahatım yani size de öneririm :)
    Gelelim benim diş temizliğime ↓
    Günde 2 kere dişlerimi fırçalıyorum. Eğer aralarda bir şeyler yersem bu 3'e çıkıyor ama oruç tuttuğum için bu sıralar 2'de seyrediyorum. Doktorum bana diş macunu özellikle şu olsun diye bir marka önermedi bende Colgate'in diş macununu aldım.


    Diş fırçamı da değiştirmedim önceden kullandığım ile şuanda devam ediyorum. Signal'in diş fırçası. Hafif eğimli bir fırça ağız yapısına uydun. Kılları da yumuşak.


    Yaklaşık 10 dakika dişlerimi temizlemekle uğraşıyorum. İlk olarak macun ile dişlerimi fırçalıyorum daha sonra Oral-B'nin ara yüz fırçasıyla tellerin arasını temizliyorum. Erkek kardeşim dil temizleyici almıştı yedeğini bana verdi bununla da dilimi temizledikten sonra sıra diş aralarında.



     Gratis alışverişimde okumak isterseniz linki burada Benri'nin makara şeklindeki diş iplerinden almıştım. Bununla da diş aralarını temizliyorum.


    Günde 1 kere de ağız bakım suyuyla komple bir temizlik yapıp işlemi bitiriyorum :)


    Anlatırken biraz uzun ve zahmetli görünüyor ama insan artık alışıyor ve yapmaktan gocunmuyor. Benim 1 haftada yaşadıklarım bu şekildeydi, inşallah tedavim bittiğinde bir öncesi sonrası yazısı yazabilirim :)
    Umarım faydalı bir yazı olmuştur. Okuduğunuz için teşekkür ederim.
    Devamını oku

    En sevdiğim ayı da geride bıraktık 😔
    Bana mı böyle geliyor bilmiyorum ama 
    zaman
     aylar 
    yıllar 
    çok çabuk geçmeye başlamadı mı sizce de ?
    Zamanın bereketi yok artık
    ya da  ne bileyim belki de biz çok hızlı yaşamaya başladık. 
    Bu sorunun cevabını hiçbir zaman bilemeyeceğim galiba
    her neyse Temmuz benim için bol dinlenmeli bol aktiviteli geçti. 

    Bu ay iki tane kitap okuyabildim. 

    İlki yanlış bir seçim yaptığım hiç araştırma yapmadan aldığım kitap olan

    Ölü Zaman Gezginleri



    Ben bu kitabı hiç beğenemedim. 
    Zaten öykü kitaplarından nefret ediyorum
    Bu kitapta 16 öyküden oluşuyor.
    Kısacası bana hitap eden bir kitap olmadı.


    Diğer okuduğum kitap ise

    Ölü Ozanlar Derneği



    Çok çok çok beğendiğim kitap oldu.
    Konusu anlatımı çok iyi
    ama
    yayın evi azizliğine uğradım.
    Yalan yanlış yazılmış kelimeler yüzünden bir türlü kitaba adapte olamadım.
    Ve bu kitabı basan yayın evinden sonra anladım ki gerçekten yayın evi çok önemliymiş !

    Kitaptan hoşuma giden bir şiir ↓



    Bu ayın 16'sı benim doğum günümdü.
    Çok rezil bir gün geçirdim.
    Allahtan akşamında ailem bir pastayla doğum günümü kutladı da mutlu oldum.

    Bu da doğum günü pastam ↓



    Arkadaşım dediğim "insan"lar doğum günümü kutlamadı.
    Hediye zaten beklemiyorum ama insan bir mesaj atar
    ama bundan sonra bende kimsenin doğum gününü kutlamayacağım böyle bir karar aldım.
    Biraz kinci birisiyim evet ama kalbimin kırılmasından iyidir.


    Bu ay bir tane dizi izledim.
    Zaten dizi izlemeyi seven birisi değilim.
    İzlediğim dizi

    Girl Boss



    Bu dizi de tam çerezlik
    13 bölüm ve maksimum 30 dakikalık bölümlerden oluşuyor.
    Konusunu yazmayacağım sonra spoiler oluyormuş sanki adından anlaşılmıyormuş gibi 😒

    Film olarak ise ↓

    The Boy



    Beauty and The Beast



    Sevimli Canavarlar 1-2





    Hırçın Sevgilim



    Geçen Cuma günüde Sivas'ta bulunan Soğuk Çermik Kaplıcasına pikniğe gittik :)
    Bu yaz ilk gidişimizdi,
    çok güzel bir gün geçirdik.
    İşte bu da bilmeyenler için bir kaç fotoğraf













    Temmuz ayı benim için bu şekilde geçti :)
    Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.


    Devamını oku
    Eskİ
    Kayıtlar

    Translate

    Instagram

    /elossoles.blog

    Goodreads

    /elossoles

    Gardrops

    /elos.butik

    Popüler Yayınlar

    • II DOVE GOFRESH SALATALIK ve YEŞİL ÇAY ÖZLÜ DEODORANT II
    • PUREDERM GÖZENEK TEMİZLEYİCİ PED
    • FARMASİ ISIRGAN OTU ÖZLÜ ŞAMPUAN
    • OCAK ~ 2018
    • ORİFLAME THE ONE 5'i 1 ARADA WONDER LASH MASKARA

    Blog Arşivi

    • ▼  2022 (10)
      • ▼  Aralık 2022 (1)
        • LE COLOR 2023 AJANDASI - STICKER DEFTERİ - 246 ORI...
      • ►  Ekim 2022 (1)
      • ►  Temmuz 2022 (2)
      • ►  Haziran 2022 (2)
      • ►  Şubat 2022 (1)
      • ►  Ocak 2022 (3)
    • ►  2021 (19)
      • ►  Kasım 2021 (1)
      • ►  Ağustos 2021 (1)
      • ►  Haziran 2021 (2)
      • ►  Mayıs 2021 (1)
      • ►  Nisan 2021 (2)
      • ►  Mart 2021 (7)
      • ►  Şubat 2021 (2)
      • ►  Ocak 2021 (3)
    • ►  2020 (21)
      • ►  Aralık 2020 (1)
      • ►  Ağustos 2020 (1)
      • ►  Nisan 2020 (1)
      • ►  Mart 2020 (6)
      • ►  Şubat 2020 (7)
      • ►  Ocak 2020 (5)
    • ►  2019 (133)
      • ►  Aralık 2019 (23)
      • ►  Kasım 2019 (13)
      • ►  Ekim 2019 (4)
      • ►  Eylül 2019 (11)
      • ►  Ağustos 2019 (8)
      • ►  Temmuz 2019 (4)
      • ►  Haziran 2019 (6)
      • ►  Mayıs 2019 (12)
      • ►  Nisan 2019 (11)
      • ►  Mart 2019 (11)
      • ►  Şubat 2019 (18)
      • ►  Ocak 2019 (12)
    • ►  2018 (34)
      • ►  Aralık 2018 (5)
      • ►  Kasım 2018 (9)
      • ►  Ekim 2018 (2)
      • ►  Eylül 2018 (2)
      • ►  Ağustos 2018 (2)
      • ►  Mayıs 2018 (2)
      • ►  Nisan 2018 (2)
      • ►  Mart 2018 (3)
      • ►  Şubat 2018 (3)
      • ►  Ocak 2018 (4)
    • ►  2017 (98)
      • ►  Aralık 2017 (11)
      • ►  Kasım 2017 (1)
      • ►  Ekim 2017 (1)
      • ►  Eylül 2017 (2)
      • ►  Ağustos 2017 (4)
      • ►  Temmuz 2017 (9)
      • ►  Haziran 2017 (32)
      • ►  Mayıs 2017 (15)
      • ►  Nisan 2017 (9)
      • ►  Mart 2017 (9)
      • ►  Şubat 2017 (4)
      • ►  Ocak 2017 (1)
    • ►  2016 (11)
      • ►  Aralık 2016 (4)
      • ►  Kasım 2016 (1)
      • ►  Ekim 2016 (3)
      • ►  Eylül 2016 (2)
      • ►  Ağustos 2016 (1)
    Blogger tarafından desteklenmektedir.

    Created with by BeautyTemplates

    Yukarı