Pages

  • Ana Sayfa
  • İletİşİm

elossoles

    • Makyaj
    • Kİtap
    • Alışverİş
    • Yemek
    • İzledİklerİm
    • Ekstra
    Merhaba 😊
    2019 yılında Harry Potter kitaplarını Sivas Şemsi Sivasi il halk kütüphanesinden büyük çabalar sonucu alıp okumuştum.
    Büyük çabalar sonucu diyorum çünkü kitapların çoğu ya gününde getirilmiyordu ya da çalınıyordu.
    Ki ben okuduktan sonra tekrar baktım ve o kitapların çoğuda çalınmış!
    Ve bu konu hakkında oradaki görevlilerle konuştuğumda onlarında bu durumdan bıktıklarını ve hiçbir şey yapamadıklarını gördüm.
    Umarım bu duruma bir çözüm getirilir.
    Çünkü hem devlete bir sürü zarar hem de kitap okumak isteyen insanlara.
    Mesela serinin 2. kitabı Sırlar Odası çalındığı için okuyamamıştım.
    Yeni çıkan kitabı Lanetli Çocuk'ta yine aynı şekilde çalındığı için okuyamadım.

    Zaten bu tarz seri kitaplar kütüphaneden alınıp okunmuyor.
    Okunsa bile tadını çıkaramıyorsunuz.
    Belki bu seriyi 1 ayda bitirecekken neredeyse 1 yıla yayıldı.
    Kütüphaneye gidiyorsunuz kitap yok ya da başkası almış onun iade etmesini bekliyorsunuz derken kitaptan soğuyorsunuz önceki kitapta ne olduğunu unutuyorsunuz.
    En iyisi satın almak ama fiyatlar uçmuş!
    Hadi fiyatını da geçiyim sonuçta 8 kitap var.
    Benim bu seriye para vermek istemememin tek nedeni kitapların kapak tasarımları.
    Aşırı basit, özenilmemiş ve çocuksu.
    Kapaklarını daha yetişkinlere yönelik ve karaktersiz basarlarsa hemen satın alacağım.
    Kitabın kapağındaki karakteri ben Harry olarak göremiyorum çünkü ilk filmlerini izledim  ve Daniel kazındı aklıma 😇
    Bari Daniel'ı basın kapaklara ona bile razıyım 😅

    Bu arada YKY çok ekmeğini yedi Harry Potter'ın, başka bir yayınevi iznini alır ve basar umarım.
    Hem çeşit olur hem de fiyatları biraz olsun düşer.

    Ve son olarak bu yazımı Sivas'tan okuyan varsa ve elinde kütüphaneden aldığı 
    ve 
    iade etmediği kitap varsa lütfen Allah rızası için kitapları iade edin.

    Unutmayın
    çalan okumaz
    okuyan çalmaz

    Devamını oku



    2019 yılının ilk biten kitabı oldu İblis ↑
    Yeraltı edebiyatı türünde kitaplar okumayacaktım
     ama araştırma yapmadan kitap alınca şansına ne gelirse okumuş oluyorsun.
    Bende yazardan bir kitap okumuş olmak için bu kitabı aldım ve okudum.



    Keşke okumasaydım bana yine bir şey katmayan boş bir kitap okumuş oldum. 
    Öyle ki kitabı daha yeni bitirmeme rağmen sonunu unutmuştum.
    Kitabı iade etmeden önce tekrar sonunu açıp bir göz attım. 
    Kitabı o kadar sevmemişim ki beynim hemen kitabı silmeye başlamış.

    Kitabın konusu Harry isimli birisinin evli kadınlarla ilişki yaşaması üzerine kurulu.
    Kitap durum üzerine kurulu. Doğru düzgün bir olay gerçekleşmiyor kitapta. 
    Belki de bu yüzden sevemedim kitabı. Ben durum kitaplarından çok olay kitaplarını seviyorum. 
    Siz de olaylar üzerine kurulu kitapları seviyorsanız bu kitabı sevmezsiniz.

    Kitap 18 yaşından büyüklere daha uygun.
    İçerisinde bolca küfür ve cinsellik var.


    Yazarın en bilinen kitabı Bir Düş İçin Ağıt 



    Kitabın aynı zamanda filmi de var.
     Kütüphane de bu kitabı yoktu sadece İblis kitabı vardı.
    Zaten Sivas kütüphanesi de bir değişik.
    Seri kitapların ilki yok.
    Yazarların en bilinen kitapları yok.



    Benim bu kitapla ilgili düşüncelerim bu şekildeydi.
    Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.


    Devamını oku
    Merhaba 😊



    Fakir Baykurt'un okuduğum ilk kitabıydı Eşekli Kütüphaneci.
    Yazarı sevdiren bir kitap oldu.
    Eğer kütüphanede başka kitaplarını bulursam alıp okuyacağım mutlaka.

    Kitap beni çok etkiledi. 
    Çünkü bir insanın kitaba, kitap okumaya olan aşkını mücadelesini çok güzel anlatmış yazar. 
    Kitabı okurken acaba anlatılanlar gerçek mi diye araştırma yaptım ve genel kültürümün ne kadar düşük olduğunu yine görmüş oldum. 



    Kitap Nevşehir'in Ürgüp ilçesinde geçiyor lisede bizi buralara götürmüşlerdi ama öğretmenlerin ağzından da duymadım hiç böyle bir hikayeyi. Oysaki adamlar kocaman heykelini yapmışlar insan bir oraya götürür olayını anlatır yok boş boş bacaları gezmiştik.
     Güler misin ağlar mısın Mustafa Güzelgöz ne şanssız insanmış öğretmenlerin bile kendisinden haberi yok. Ama magazin ürünü olsaydı nasıl unutulmaz birisi olurdu.



    Kitap 3 öyküyü içinde barındırıyor. Ama eşekli kütüphanecenin hikayesinden başka söylenen diğer öyküler üstün körü işlenmiş. Hatta Refik Başaran 3-4 satırla anlatılmıştı.
    Mustafa Güzelgöz'ün (Allah rahmet eylesin) yanmaya giden kitapları kurtarışını, kütüphaneye memur olarak atandıktan sonra boş boş oturmak yerine kütüphaneye gelmeyen insanlara eşeklerle kitaplar götürüşüne o zamanlarda yaşamasak da şimdi okuyarak şahit oluyoruz.
    Keşke kitap biraz daha uzun olsaydı. Çok üstün körü anlatılmış eşekli kütüphaneci ve kütüphanesi.
    Ama bunun için yazarı suçlayamam adam hasta yatağında yazmış bu kitabı.

    Beni gerçekten üzen asıl şey ise, kitap konusu itibariyle okura kitap sevgisini,
     kitap okumanın faydalarını anlatıyor ama bu karşı tarafa geçmiyor.
    Çünkü insanın içinde biraz olsun sevgi merhamet yoksa ne yaparsanız yapın olmuyor.
    Neden mi böyle söylüyorum şu kitabın haline bakın !



    Üzerine bir şey dökülmüş, sayfalara yazılar yazılmış. 





    Kazara mı oldu bilerek mi yapıldı artık orasını Allah bilir ama özellikle kitap sevgisini anlatan bir kitabın başına bunların gelmesi çok ironik.
    Biz bu kitapları kütüphaneden emanet olarak alıyoruz emanete de biraz sahip çıkmak gerek.
    Hayır bu kitabı okuyup hiç mi etkilenmedin 
    kitabı bu hale getirip bir de utanmadan tekrar getiriyorsun. 
    Biraz insan olsaydın gider yenisi alır verirdin.
     Bu dünyada belki hesap sormuyorlar ama öbür dünyada her şeyin hesabı var.
    Umarım bu yazımda bir yerde karşına çıkarda biraz olsun kendinden utanırsın.
     Gerçekten yazık ya. 
    Okuyanı ayrı bir dert okumayanı ayrı bir dert bu ülkede. 
    Allah akıl fikir sevgi merhamet versin hepimize. 
    Daha fazla yazmak gelmiyor içimden hem sinirliyim hem de üzgün. 
    Sinirliyim çünkü devletin malı deniz yemeyen keriz düşüncesinden bir türlü kurtulamadık. 
    Para verip almadığımız hiçbir şeye değer vermiyoruz. Bu kitabın başına gelenler gibi.
    Üzgünüm çünkü ben bir insanın içinde bazı duygular yoksa ona siz ne yaparsanız yapın düzeleceğine inanmıyorum. Yani ne kadar yazsam da konuşsam da hepsi boşa. 
    Beni yine içinde sevgi merhamet vicdan olan 
    kitapları seven ve kitaplara değer veren insanlar anlayacaktır.



    Devamını oku

    Merhaba :)
    İlk kez Haruki Murakami'nin bir kitabını okudum.
    Adını sürekli duyuyordum ama hiç öncelik vermemiştim. 
    Geçenlerde Sivas Şemsi Sivasi Kütüphanesinde kitaplara bakarken bu yazara rastladım.
    Sisteme baktığımda 2 kitabı görünüyordu.
    Tuhaf kütüphane adlı kitabı çocuk bölümüne koymuşlar, yetişkin bölümünde de bu kitap vardı.
    Böylece bu kitabı aldım ve okudum. Bloğumu da yazısını yazmak istedim.

    Arka kapağı ↓



    Yazarla ilgili 2 düşünce oluştu kafamda.
    1.'si yazarın dili gerçekten harika.
    Laf kavatlığı yapmıyor. Hemen laf kavatlığını da açıklıyım :)
    Bazı Türk yazarlarımız laflarını allayıp pullayarak farklı olmaya, 
    kitaplarını daha çok satmaya çalıyor.
    Çoğu okurda yine aynı farklı olma çabasıyla bu laf kavatlarının ne dediklerini anlamadan bodozlama dalıyorlar. Anlamıyorlar çünkü laf kavatımız zaten bir şey anlatmıyor. 
    İki dakika sonra okuduğunuz asla aklınız da kalmıyor. Çünkü o kadar saçmalıyor ki farklı olacağım diye okuduğunuzu anlamıyorsunuz, kimseye anlatamıyorsunuz.
    Resmen tek amacı kitabını satmak. Tabi ki her yazarın amacı aynı daha çok okunmak ama bunun da bir seviyesi olmalı. Sadelik her zaman iyidir.
    Her neyse böyle yazarları tanımlamak için bulduğum terim ve açıklaması :)
     Umarım ne demek istediğimi açıklayabilmişimdir.

    Yazarla ilgili 2. düşüncem ise bu adam kesinlikle sapık !
    Öyle olmayacak yerlerde müstehcenlik var ki artık yeter dedirtiyor.
    Eğer böyle kitapları okumayı sevmiyorsanız okumayın.
    Ama bizim millete de böyle denilince bu tarz kitaplar daha çok okunuyor.
    Grinin elli tonu gibi. Müstehcen içerik barındırıyor deniliyor kitabı okumayan bir yeni doğmuş bebekler kalıyor. Çoluğun çocuğun elinde bu kitap.
    Şimdi bu kitap da bu işe dönmesin valla :D

    Haruki Murakami aşırı betimleme yapan bir yazar. 
    Yani bunu bu kitap için rahatlıkla söyleyebilirim.
    Bu hem olumlu hem de olumsuz bir durum bu benim için.
    Bir yere kadar iyi, olayların içine girebiliyorsunuz, aynı mekanlarda bulunmuş gibi oluyorsunuz.
    Ancak kitap ilerledikçe aşırı ayrıntılı anlatıldığı için de sıkılmaya başlıyorsunuz.
    Ben 200. sayfadan sonra sıkılmaya başladım mesela.
    Aşırı betimleme okuduğunuz için de sanki kitap da yıllar geçmiş, karakterler büyümüş gibi geliyor.

    En sevdiğim karakterler Nagasava ve Midori oldu.
    İkisininde kafaları harika :)

    Benim bu kitap ve yazarıyla ilgili düşüncelerim bu şekilde.
    Yazımı okuduğunuz için teşekkürler.
    Umarım faydalı bir yazı olmuştur. 



    İnsan ararsa her zaman bazı olumsuzluklar bulabilir.


    Ölüm, yaşamın karşıtı olarak değil parçası olarak vardır.


    - Benden çok daha tutkulu bir okurdu, ama sadece 30 yıl önce ölmüş olan yazarları okumak gibi bir ilkesi vardı. ''Ancak böyle bir kitaba güvenebilirim.'' derdi. ''Çağdaş edebiyata güvenim yok demiyorum. Ama değerli vaktimi de zamanın vaftiz etmediği eserleri okuyarak ziyan etmek istemem. Hayat yeterince kısa.''


    - Çünkü herkesle aynı şeyleri okuyunca, ister istemez herkes gibi düşünürsün.
    Bu, kaba ve zevksiz insanların dünyasıdır. Ciddi insanlar böyle şeylere zaman harcamaya utanır. 


    Devamını oku
    Eskİ
    Kayıtlar

    Translate

    Instagram

    /elossoles.blog

    Goodreads

    /elossoles

    Gardrops

    /elos.butik

    Popüler Yayınlar

    • II DOVE GOFRESH SALATALIK ve YEŞİL ÇAY ÖZLÜ DEODORANT II
    • PUREDERM GÖZENEK TEMİZLEYİCİ PED
    • FARMASİ ISIRGAN OTU ÖZLÜ ŞAMPUAN
    • OCAK ~ 2018
    • ORİFLAME THE ONE 5'i 1 ARADA WONDER LASH MASKARA

    Blog Arşivi

    • ▼  2022 (10)
      • ▼  Aralık 2022 (1)
        • LE COLOR 2023 AJANDASI - STICKER DEFTERİ - 246 ORI...
      • ►  Ekim 2022 (1)
      • ►  Temmuz 2022 (2)
      • ►  Haziran 2022 (2)
      • ►  Şubat 2022 (1)
      • ►  Ocak 2022 (3)
    • ►  2021 (19)
      • ►  Kasım 2021 (1)
      • ►  Ağustos 2021 (1)
      • ►  Haziran 2021 (2)
      • ►  Mayıs 2021 (1)
      • ►  Nisan 2021 (2)
      • ►  Mart 2021 (7)
      • ►  Şubat 2021 (2)
      • ►  Ocak 2021 (3)
    • ►  2020 (21)
      • ►  Aralık 2020 (1)
      • ►  Ağustos 2020 (1)
      • ►  Nisan 2020 (1)
      • ►  Mart 2020 (6)
      • ►  Şubat 2020 (7)
      • ►  Ocak 2020 (5)
    • ►  2019 (133)
      • ►  Aralık 2019 (23)
      • ►  Kasım 2019 (13)
      • ►  Ekim 2019 (4)
      • ►  Eylül 2019 (11)
      • ►  Ağustos 2019 (8)
      • ►  Temmuz 2019 (4)
      • ►  Haziran 2019 (6)
      • ►  Mayıs 2019 (12)
      • ►  Nisan 2019 (11)
      • ►  Mart 2019 (11)
      • ►  Şubat 2019 (18)
      • ►  Ocak 2019 (12)
    • ►  2018 (34)
      • ►  Aralık 2018 (5)
      • ►  Kasım 2018 (9)
      • ►  Ekim 2018 (2)
      • ►  Eylül 2018 (2)
      • ►  Ağustos 2018 (2)
      • ►  Mayıs 2018 (2)
      • ►  Nisan 2018 (2)
      • ►  Mart 2018 (3)
      • ►  Şubat 2018 (3)
      • ►  Ocak 2018 (4)
    • ►  2017 (98)
      • ►  Aralık 2017 (11)
      • ►  Kasım 2017 (1)
      • ►  Ekim 2017 (1)
      • ►  Eylül 2017 (2)
      • ►  Ağustos 2017 (4)
      • ►  Temmuz 2017 (9)
      • ►  Haziran 2017 (32)
      • ►  Mayıs 2017 (15)
      • ►  Nisan 2017 (9)
      • ►  Mart 2017 (9)
      • ►  Şubat 2017 (4)
      • ►  Ocak 2017 (1)
    • ►  2016 (11)
      • ►  Aralık 2016 (4)
      • ►  Kasım 2016 (1)
      • ►  Ekim 2016 (3)
      • ►  Eylül 2016 (2)
      • ►  Ağustos 2016 (1)
    Blogger tarafından desteklenmektedir.

    Created with by BeautyTemplates

    Yukarı